PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik
+ PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik .
Kullanıcı Adı:
Şifre:
  Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 206
31  -Her Telden- / Güncel Haberler / Nikáhsız eşin hukuk zaferi : 04 Şubat 2008, 10:59:54
Sacide Durmaz, 16 yıl nikáhsız yaşadığı, 2 çocuğunun babası Tahir Durmaz’ı, kendisini evlilik vaadiyle kandırıp, daha sonra çocuklarıyla birlikte beş kuruşsuz sokağa atmakla suçladı.

Çorlu, 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi, 32 bin 500 YTL’lik tazminat davası açan Sacide Durmaz’ı haklı bularak, Tahir Durmaz’ı 21 bin 660 YTL tazminat ödemeye mahkûm etti.Çorlu 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dilekçe veren Sacide Durmaz, başına gelenleri şöyle anlattı:

"Tahir Durmaz’la 22 yıl önce Bulgaristan’da evlendim. 2 çocuğumuz oldu. 3 yıl sonra boşandık. Tahir daha sonra Türkiye’ye geldi. Bana ’Gel Türkiye’de seninle evleneceğim’ dedi. Çocuklarımı alıp İstanbul’a geldim. 1992 yılında eski kocamla tekrar birlikte yaşamaya başladık. Ancak 16 yıl boyunca söz verdiği gibi nikáh kıymadı. Ben bir fabrikada çalışıyordum. Birlikte çalışıp kazandık ve Tahir’in babasından kalma arsasına birlikte ev yaptık. Aramızda çıkan bir anlaşmazlık nedeniyle Tahir, ’Evimi satıp buralardan gidiyorum. Seninle beraberliğimiz sona ermiştir’ diyerek beni ve iki çocuğumu sokağa attı. 16 yıl karı koca gibi yaşadık, evlenme vaadiyle kandırıldım ve terk edildim."

Gazetelerden, Medeni Kanun’daki değişikliklerle nikáhsız eşin de hakları olabileceğini öğrenen Sacide Durmaz, Tahir Durmaz’a önce 5 bin YTL’si maddi, 5 bin YTL’si de manevi olmak 10 bin YTL’lik tazminat davası açtı. Ancak daha sonra üzerine 3 katlı ev yaptırdıkları arsanın bedelinin 65 bin YTL olduğunu öğrendi. Mahkemeye dilekçe veren Sacide Durmaz, tazminat talebini, arsanın yarı bedeli olan 32 bin 500 YTL’ye çıkardı. Sacide Durmaz’ın avukatı Haşim Korkmaz, 2 yıllık yargılama süreci sonunda Türkiye’de nikáhsız eşe takdir edilen en yüksek tazminatı kazandığını söyledi. Haşim Korkmaz, kararın kesinleşmesi halinde Türkiye’de aile baskısı, toplum baskısı, ekonomik, sosyal nedenlerle çoğu gizli kalan evlilik dışı karı-koca gibi sürdürülen ilişkilerin mağduru kadınlara bir umut ışığı olacağını belirtti.
32  -Her Telden- / Güncel Haberler / Genelkurmay’ın prestij kitabı çıktı : 04 Şubat 2008, 10:59:22
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihinin ve yapısının anlatıldığı Genelkurmay’ın dördüncü prestij kitabı, geçen hafta tamamlandı ve Genelkurmay’a teslim edildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tanıtılmasını hedefleyen ve birincisi 1995, ikincisi 1999, üçüncüsü 2003 yılında yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Kitabı’nın son baskısı yayımlandı. Mönch Yayıncılık tarafından hazırlanan kitap kuşe kağıda, baştan sona renkli, 390 sayfa olarak basıldı. Türkçe ve İngilizce birlikte hazırlanan kitapta Türk Silahlı Kuvvetleri ve Savunma Konsepti dahil olmak üzere Kuvvet komutanlıkları ve Özel Kuvvetlerin özellikleri tarihleriyle beraber anlatılıyor. Kitapta 388 adet renkli fotoğraf ve 14 adet kuruluş şeması, grafik ve resim yer alıyor.
33  -Her Telden- / Güncel Haberler / Prof. Yaşargil’den parasız ameliyat : 04 Şubat 2008, 10:58:39
Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, 65 yıl sonra Türkiye’ye dönme kararı alan dünyaca ünlü beyin cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil’le Vakıf Gureba Hastanesi’nde ameliyat yapması için prensipte anlaştıklarını söyledi.

"Hocamız fakir fukarayı Vakıf Gureba Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ameliyat edecek" diyen Yusuf Beyazıt, Prof. Yaşargil ve ekibinin ameliyat yapacağı ameliyathaneyi, kendisinin istediği standartlarda hazırladıklarını anlattı.Beyazıt, "Yaşargil, ameliyatlarından ücret dahi almayacak" diye konuştu. Verilen bilgilere göre bahçesi ve ek binalarıyla toplam 75 bin metre kare arsa içinde 12 bin metre karelik alanda kurulu Bezm-i Alem Valide Sultan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin (Vakıf Gureba) eskiyen binaları yıkılarak yenilenecek.
34  -Her Telden- / Güncel Haberler / İkinci cinayetin nedeni memurların ihmalkárlığı : 04 Şubat 2008, 10:57:51
İzmir’in Karşıyaka İlçesi’nde 1999 yılında imamı öldüren Ömer Yılmaz’ın 10 yıl süreyle 6 ayda bir doktora gidip kontrol edilmesi gerekirken, bu yöndeki hastane yazısı, adliye memurları tarafından ilgili yerlere gönderilmedi.

Adliyedeki bu aksaklık nedeniyle 6 ayda bir doktor kontrolünden geçmeyen Ömer Yılmaz, 2004 yılında da bu kez 3 yaşındaki oğlu Mert Melih Yılmaz’ı öldürdü. Kaçan Ömer Yılmaz’ın yakalanmasından sonra skandal ortaya çıktı. Unutkanlık savcılık raporuyla da kesinleşince Yılmaz’ın eşi Hülya Yılmaz, avukatı Hamdi Özkaya aracılığı ile Adalet ve Sağlık Bakanlığı’na karşı 75 bin YTL manevi, 25 bin YTL maddi olmak üzere toplam 100 bin YTL’lik tazminat davası açtı.

Avukat Hamdi Özkaya, "Manisa Ruh ve Sinir Hastanesi ile Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev yapan memurların unutkanlığı, telafisi olmayan bir cinayete neden oldu. Ömer Yılmaz öz oğlunu öldürdü. Yaşanan unutkanlıklar yüzünden müvekkilim Hülya Yılmaz, ruh sağlığı bozulan eşi yüzünden oğlunu yitirmiştir. Unutkanlık bir aile dramına neden olmuştur" dedi.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nde geçen gün sonuçlanan davada, mahkeme iki bakanlığı 10 bin YTL manevi 2 bin 500 YTL maddi, yasal faizi hariç toplam 12 bin 500 YTL tazminata mahkûm etti. Verilen tazminatın komik olduğunu söyleyen avukat Hamdi Özkaya, "İzmir’de doğduktan sonra Kızılay tarafından Y.O.’ya AIDS’li kan verildi. Ailenin açtığı dava sonunda Sağlıkk Bakanlığı, o tarihte 80 bin YTL gibi rekor bir tazminata mahkûm oldu. Oysa bizim davamızda bir değil, iki kurum hatası var. Üstelik bu hata küçük çocuğun hayatına mal olmuştur. Kararda ’Ağır kusur’ denmesine rağmen verilen tazminat düşündürücü. Kararı bozmak için Danıştay’a başvuracağız" diye konuştu.
35  -Her Telden- / Güncel Haberler / Hitler’in kayıp filosu Karadeniz kıyılarımızda : 04 Şubat 2008, 10:57:16
İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’in Rus gemilerine saldırmak üzere Tuna Nehri aracılığıyla Karadeniz’e indirdiği 6 denizaltıdan üçü bulundu.

Sualtı arkeolojisi araştırmalarıyla tanınan Selçuk Kolay’ın liderliğindeki ekibin denizaltıların Karadeniz’in dibindeki yerlerini saptadığı bildirildi. Kolay, konuyla ilgili olarak bu hafta İngiltere’nin Plymouth limanında bir sunum gerçekleştirecek.

İKİNCİ Dünya Savaşı yıllarında, Almanya’nın kuzeyindeki doklarda yapılıp Elbe ve Tuna nehirleri aracılığıyla Karadeniz’e indirilen 6 Alman U-botundan (denizaltı) üçünün Türkiye açıklarında batırıldıkları yerler tespit edildi. Sualtı araştırmacısı ve eski Rahmi Koç Müzesi yöneticisi Selçuk Kolay liderliğindeki ekip, "kayıp filo"nun yerini 60 yıl sonra tespit etti.

Alman arşivlerinden, hayatta kalan denizcilerle yapılan röportajlardan ve deniz yatağında yürütülen sonar çalışmalarından faydalanan Selçuk Kolay ve ekibi, bulguları, İngiltere’nin Plymouth şehrinde bu hafta düzenlenecek bir gemi batığı konferansında sunacak.

İngiliz Sunday Telegraph Gazetesi’nin haberine göre Kolay, İstanbul’un 3 kilometre kuzeyinde, 25 metre derinlikte olan U-20 tipi denizaltıya başarılı bir dalış da gerçekleştirdi. U-23 batığı da, Ağva’nın yaklaşık 5 kilometre açığında keşfedildi, ancak kötü hava koşulları nedeniyle keşif dalışı bahar aylarına bırakıldı.

Üçüncü denizaltı U-19’un ise Zonguldak’ın yaklaşık 5 kilometre açığında, 300 metre derinlikte olduğunu düşünen Kolay, "Bu, savaşın en az bilinen, ama en ilgi çekici hikayelerinden biri. İnanılmaz bir öykü. Bu denizaltıları Karadeniz’e sokmak için karayolu da kullanıldı. Bir kez denize indirildiklerinde, artık çıkışları yoktu" dedi.

KARADAN DA YÜRÜTMÜŞLER

İKİNCİ Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında söz konusu üç U-bot, Naziler tarafından Kuzey Denizi’nde İngiliz gemilerine karşı kullanılıyordu. Hatta Almanya’nın ilk deniz zaferi, savaşın daha ilk gününde Shetland Adaları açığında bir İngiliz gemisini batıran U-23 ile gelmişti. Bu denizaltı, Nazilerin en ünlü deniz subaylarından Otto Kretschmer’in komutasındaydı. Almanya, 1941 yılında Rusya işgaline başlayınca, Hitler, Karadeniz’deki Sovyet gemilerini hedef almaya karar verdi. Türkiye savaşta tarafsız olduğu için, Nazi denizaltılarının Boğaz’ı kullanması söz konusu değildi. Bunun üzerine 6 U-bot, Almanya’nın kuzeyindeki liman şehri Kiel’de parçalara ayrıldı. Kanal yoluyla Elbe Nehri’ne indirilen U-botlar, bu nehrin kaynağı olan güneydeki Dresden’e getirildi. Burada parçalar halinde kamyonlara yüklenip karayoluyla Ingolstadt şehrine götürülüp Tuna Nehri’ne indirildi ve Romanya’nın Köstence şehrine ulaştırıldı.

RUSLAR 3’ÜNÜ BATIRDI

Köstence’de yeniden monte edilen ve Karadeniz’e açılan altı denizaltı, iki yıl boyunca onlarca Sovyet gemisi batırdı. Bu arada filonun üç denizaltısı da Ruslar tarafından batırıldı. Ancak Romanya, 1944 Ağustosu’nda taraf değiştirip Almanya’ya savaş ilan edince, üç U-bot Karadeniz’de tam olarak mahsur kaldı. Almanlar, bunların açık denizde batırılması emrini verdi.

Selçuk Kolay, U-23’ün eski kaptanı Rudolf Arendt tarafından çizilen ve denizaltıları tahliye emri verilen mürettebatın karaya çıktığı yerleri gösteren bir haritayı da araştırmasında kullandı. Tarafsız Türkiye kıyılarına filikalarla çıkan Alman mürettebat, karayoluyla ülkelerine dönmeye çalıştı. Ancak Alman denizciler, Türkiye’de yakalanıp gözaltına alındı. Uzmanlar, denizaltılarda savaşın son hatıralarının olduğunu düşünüyor.
36  -Her Telden- / Güncel Haberler / Değişiklik türbanı serbest bırakmaz : 04 Şubat 2008, 10:56:29
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasa değişikliği önerisinin üniversitelerde türbanı serbest bırakamayacağını belirterek, "Anayasanın temel ilkeleri bulunduğu sürece, isterseniz ’Yüksek öğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir’ diye bir hüküm koyun yeterli olmaz" dedi.

Anayasa’nın 10. maddesinde yapılmak istenen değişikliğin türban serbestisini zaten getirmediğini belirten Kanadoğlu şöyle konuştu: "42. maddede gözden kaçırılan iki fıkra var. Bir tanesi ’Eğitim ve öğretim Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır’ diyen 3. fıkra. 4. fıkra da ’Eğitim ve öğretim hürriyeti Anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz’ diyor. ’Anayasaya sadakat’ borcu dediğiniz zaman, Anayasa’nın temel ilkelerini düşündüğünüz zaman, eklenmek istenen fıkranın da güttükleri amaca uymayacağı açıktır.
37  -Her Telden- / Güncel Haberler / Ayder’de heliski heyecanı : 04 Şubat 2008, 10:55:45
Rize’nin doğal güzellikleri ve kaplıcalarıyla dünyaca ünlü Ayder Yaylası, "heliski" yapan sporcular tarafından büyük rağmet görüyor.

Rize Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Çamlıhemşin Belediyesi, Ayder’de turizmi geliştirmek amacıyla yaylaya baby-lift kurdu.

RİZE’nin 1350 rakımlı Ayder Yaylası’na Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Çamlıhemşin Belediyesi’nin de desteğiyle 300 metre uzunluğunda baby-lift kuruldu. 40 bin YTL’ye mal olan baby- lift sayesinde bir saatte 700 amatör kayakçı zirveye taşınabilecek. Özellikle yaylada yapılan helikopterli kayak sporu "Heliski" sonrası kayağa özenen yöre halkı için kurulan baby-lift, herkesin kullanımına açık olacak. Çalışmaları denetlemeye giden Rize Valisi Kasım Esen yetkililerden bilgi aldı. Vali Esen, Ayder Yaylası’nın kayak merkezi olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Vatandaşlarımızın kayak yapabilmesi için baby-lift kuruldu. Ama biz bu İngilizce kelimeyi değiştirerek ’Mini Kayakçı Taşıyıcı’ ismini koyacağız. Vatandaşlarımızın kayağa ilgi göstermesi güzel. Çünkü kayak turizmin gelişmesi için bölgedeki kişiyerin isteği ve arzusu çok önemlidir" diye konuştu. Baby-lift’in kurulduğu bölgede kayak takımı bulamayınca zirveye çıkamayan Vali Esen, oteller bölgesinde Heliski sporcularının kayak takımlarıyla bir süre kaydı.

Bu arada helikopterle zirvelere bırakıldıktan sonra kayarak aşağıya inen profesyonel kayakçılar da nefes kesen gösterilere imza atıyor. Korkusuzca Kaçkar zirvelerinden inen kayakçılar, günde 6 saate yakın kayak yapıyor.

Heliski, dağların yüksek bölgelerine helikopterle çıkıp kayakla aşağıya doğru yapılan uzun iniş sporuna verilen ad.
38  -Her Telden- / Güncel Haberler / Hasat krizi çıktı açıklama geldi : 04 Şubat 2008, 10:53:52
Anayasal türban düzenlemesinde ittifak yapan MHP ve AKP’de ’hasat’ tartışması yaşanıyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Tunca Toskay, Antalya’da yaptığı açıklamada "Belli bir siyasi eğilimi temsil eden partiler, 1970’lerden bu tarafa bu konuyu işleyerek avantaj sağladılar. Bu haksız rekabetin ortadan kaldırılması gerekir. Maliyetini ödemeye hazırız, hasadını da yapacağız" dedi. Sözlerinin "MHP’den türban itirafı" olarak yorumlanması üzerine dün yeni bir açıklama yapan Toskay, "Amacından saptırmışlar. Bazı şeyleri maksadı aşan şekilde yorumluyorlar. Çatıştırmaya çalışıyorlar. Bu sorun çözümlendiğinde, sorunun siyaset dahil çok yönlü istismarı da son bulacaktır" diye konuştu.

AKP: MİLLİ GÖRÜŞÇÜ DEĞİLİZ

Türban komisyonunda yer alan AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, Toskay’ın sözleri için "MHP’nin tutumuyla ilgili bir şey söylemem. Partimin tutumunu anlatırım" diyerek şunları söyledi: "AKP Milli Görüş çizgisinde bir parti değildir. 40 yıldır yaşanan bir sorunu görmezden gelmemiz, yok saymamız mümkün değildir. Nihai değerlendirmeyi Türk milleti yapacaktır. Biz öyle seçimden seçime başörtüsünü arabaların üzerine asan bir siyasi oluşum değiliz. 22 Temmuz’dan önce CHP Yozgat’ta kapı kapı bütün evlere tülbent dağıttı. Hem başörtü dendiği zaman başörtülülere olmadık lafı söyleyip, hem de arkasından tülbent dağıtmak, miting otobüslerinin üzerine onların resimlerini koymak istismar olmuyor mu? İstismar varsa budur. Bizim hasat masat derdimiz yok."
39  -Her Telden- / Güncel Haberler / Dağlıca komutanı Dirik’e şok iddialar : 04 Şubat 2008, 10:53:14
Hakkari’de 12 askerin şehit düştüğü saldırıya uğrayan birliğin bağlı olduğu Dağlıca Taburu Komutanı Yarbay Onur Dirik ve üst rütbeliler hakkında suç duyurusunda bulunan avukatlar, bir dizi iddiayı da ortaya attı. İddialarda, ’Saldırı geliyorum dediği halde önlem alınmadığı’ savunuluyor. Yarbay Dirik hakkında soruşturma açılması ise, askerin iznine bağlı.

HAKKARİ Dağlıca’da 12 askerin şehit düştüğü PKK baskını ile ilgili yargılanan 8 asker serbest bırakılırken, Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay Onur Dirik ve diğer rütbeliler hakkında suç duyurusunda bulunan sanık avukatları, ilginç iddialarda bulundular. Davanın bir numaralı sanığı er Ramazan Yüce’nin avukatları Zeki Yüksel ve Dinçel Aslan’ın, Yarbay Dirik ve Dağlıca Taburu’nda görevli diğer rütbeliler hakkındaki suç duyuruları, Askeri Savcılık tarafından teslim alınarak işleme konuldu. Geçtiğimiz hafta başlayan davadan ayrı bir adli işlem gördüğü için yayın yasağı kapsamında olmayan suç duyurusuyla ilgili, önce soruşturma izni istenecek. Askeri makamların izin vermesi halinde, Yarbay Dirik hakkında ceza soruşturması başlatılabilecek.

İŞTE O İDDİALAR Tanık beyanları ve idari tahkikat raporuna dayanan beş sayfalık suç duyurusundaki şok iddialar şöyle:

Baskına uğrayan mevzide kaydedilen, PKK’lılara ait telsiz konuşmaları, yaklaşık 3 saat mesafedeki tabura korucular tarafından taşındı. Saldırı öncesi ve sırasında korucular PKK’lılarla hareket etti. Telsiz konuşmaları ile PKK’lılarla koruyucuların bağlantısı açık bir şekilde saptandı. Tabur içinde ve üs bölgesinde rahatlıkla hareket edebilen korucular, bir telsiz konuşmasının kodlarını 4 gün süreyle kaybedip, bulduktan sonra getirdi. Buna rağmen iddianamede koruyucularla ilgili bu konulara hiç değinilmedi.

ŞİFRE DİKKATE ALINMADI

Ramazan Yüce, 12 Haziran’da saldırı için ’Suya gidiyoruz’ ifadesini kullanan teröristlerin, 20 Ekim’de yine aynı ifadeyi kullandığını telsizden saptadı ve bunu üstlerine bildirdi; ancak rütbeliler, ’Bir şey olmaz’ yanıtıyla önlem almadılar.

Hakim tepelerdeki 24 mevzide sadece 8 asker bulunduğundan, uçaksavar ve MK19 silahları, teröristlere karşı kullanılamadı.

Saldırı akşamı, Üsteğmen Çağdaş Cücünoğlu, askerlere, tabur komutanı düğünde olduğu için kendisine ulaşamadıklarını, bu nedenle çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Yarbay Dirik düğünde olduğundan yanıt veremediği iddia edildi.

VE BİR ÇELİŞKİLİ İDDİA

Olaydan önce, dinleme ve kestirme cihazındaki ses kayıtları ile termal kamera görüntülerinden saldırı olabileceği anlaşıldığı halde, gerekli önlemler alınmadı.

Dağlıca Tabur Komutanlığı’ndan gelen belgelere göre, saldırının meydana geldiği Keri Tepe Üs Bölgesi’nde bir astsubay dışında sadece er ve erbaşlar görevliydi. Meri Tepe Üs Bölgesi’nde ise sadece iki rütbeli vardı.

Olayın olduğu gece, üs bölgesinden Cobra tipi helikopter talebinde bulunuldu, ancak Yarbay Dirik, talebi uygun görmedi. Saldırıdan 3-4 saat sonra helikopterler gelince, teröristler kaçarak dağıldı. Helikopter talebi zamanında karşılansa, 12 asker hayatını kaybetmeyecekti. (Ancak bu iddia, ’Yarbay Dirik ile irtibat kurulamadı’ iddiasıyla çelişiyor.)

Saldırıya uğrayan bölüğün mevcudu, 250 kişilik taburu koruması için 80 askerle kurulan Buğra Bölük Timi’ne en iyi asker ve silahların verilmesiyle düştü. Aynı bölükten 10 kişi de inşaatta çalıştırılmak üzere bölükten alındı. Buğra Bölük Timi, taburda bekletilerek, saldırı sırasında görev yapmadı.

Teröristler, saldırıda ağır silahlar kullandı. Bu kadar ağır silahların sınırdan geçirilerek getirilmesi, güvenlik zafiyetinin kanıtıdır.
40  -Her Telden- / Güncel Haberler / İşte Türkiye’nin Lahey planı : 04 Şubat 2008, 10:52:35
TBMM AB Komisyonu’nun hafta içindeki Fransa ziyaretinde gündeme gelen, Türkiye’nin sözde Ermeni soykırımına karşı yapmayı planladığı tarihi atağın ayrıntıları netleşiyor.

Lahey Adalet Divanı ile Lahey Uluslararası Daimi Hakemlik Mahkemesi (UDHM) seçenekleri üzerinde duruluyor. 2006’nın son aylarında dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün başkanlığında yapılan Asılsız Soykırım İddiaları İle Mücadele Koordinasyon Kurulu (ASİMKK) toplantısında, broşür, sempozyum, gazete ilanları gibi yöntemlerin sonuç getirmediği, Türkiye’nin haklılığının uluslararası bir yargı organının kararıyla onaylanmasının daha doğru bir seçenek olacağı görüşünde mutabık kalındı.

MAHKEME KARARI YOK Bunun üzerine Lahey Adalet Divanı ile Lahey Uluslararası Daimi Hakemlik Mahkemesi (UDHM) seçenekleri gündeme geldi. Fransa’nın 29 Şubat 2001’de aldığı sözde soykırım kararının hiçbir mahkeme kararına dayanmadığından hareket eden Ankara, bir ülke parlamentosunun böyle bir karar alabilmesi için uluslararası bir mahkemenin karar almış olması gerektiğini düşünüyor. Konuyla yakından ilgilenen CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, Hürriyet’e, "Sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili hiçbir uluslararası mahkeme kararı yok. Fransa Parlamentosu mahkeme mi? Fransa, 1948 BM Sözleşmesi’ni hiçe saymış durumda" dedi.

HAKEMLİK SEÇENEĞİ UDHM seçeneği gündeme geldiğinde ise, sürecin özetle şöyle işleyebileceği hesap ediliyor: "Türkiye, sözde soykırım iddialarıyla ilgili UDHM’ye başvurulmasını önerecek. Türkiye ve Ermenistan, üçer hakem seçecek. Bu hakemler bağımsız ve tarafsız bir başkan belirleyecek. Türkiye’nin elindeki tüm arşivler ile, Boston’daki Taşnak Partisi arşivleri, patrikhane ve Türkiye’de o dönemki yabancı misyonların elinde bulunan arşivler toplanacak. Uzmanlar heyeti, bu arşivlerin doğru olup olmadığına karar verecek.

KÖŞEYE SIKIŞIRLAR Daha sonra yine o döneme ilişkin demografik yapıda bir değişiklik olup olmadığı, yaşanan hastalıklarla ilgili geniş çaplı bir adli tıp çalışması yapılacak. Tüm veriler toplanıp üzerinde çalışmalar tamamlandıktan sonra taraflar dinlenecek. Bazı yetkililer, bu durumda Ermenilerin, soykırım iddialarını şüphe taşımayacak şekilde ispatlamak zorunda kalacaklarını ileri sürerek, şu görüşü savundular: "Ermenilerin elinde bunu kanıtlayacak hiçbir belge yok. Türkiye’nin elinde ise tehcirin meşru müdafaadan kaynaklandığını gözler önüne seren çok kuvvetli belgeler bulunuyor. Bundan dolayı Ermeniler, UDHM’ye sıcak bakmazlar. Ancak Türkiye’nin bu yönde yapacağı atak, Ermenileri ve diasporayı ciddi şekilde köşeye sıkıştıracaktır."

Paris katılmazsa Türkiye tek gider

CHP milletvekili Şükrü Elekdağ, hafta içinde, Türkiye’nin 1948 tarihli Soykırımı Engelleme ve Cezalandırma Konvansiyonu’nun dokuzuncu maddesine dayanarak Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmayı planladığını Fransız muhataplarına aktardığını, Fransa’yı da Türkiye ile bu kuruma beraberce gitmeye davet ettiğini açıklamıştı. Elekdağ, Paris’in buna sıcak bakmaması halinde Türkiye’nin tek başına da Lahey’e gitmeye hakkı olduğunu, zira Fransa’nın 2001 yılında çıkardığı ve 1915 olaylarını soykırım sayan yasayla 1948 Konvansiyonu’nu ihlal ettiğini belirtmişti.
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 206


Forum Arsivi


Tigra Design by TurkLoRD