PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik
+ PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik » -Muhabbet- » Geyik bölümü (Moderatör: legolas3534)Konu:
 İşte SuperMan'ın Gizli Günlüğü Pc-Turk Geyik Ajansı...
.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
İşte SuperMan'ın Gizli Günlüğü Pc-Turk Geyik Ajansı...



Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İşte SuperMan'ın Gizli Günlüğü Pc-Turk Geyik Ajansı...
« : 06 Eylül 2008, 23:10:26 »
xc0ca1nx
Süper Aktif Üye
******



Rep: 9
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 700
70.00 Forum Lirası

Extra Listesi
Üyeye para gönder
Bir Ömür Geçirmeye Hazırsan Forumum Olurmusun!! :D

ali_can1996@hotmail.com
Üyelik Bilgileri E-Posta


İşte Süpermen'in Gizli Günlüğü.......

12 Ocak Perşembe.

Bu gün yine Klark Kent kılığında işe gittim. Bu salak Klark'ı oynamaktan da bıktım artık. Sen kalk koskoca Süpermen ol ondan sonra otobüsle, dolmuşla işe git, Otobüste sıkışık-sıkışık giderken fortçunun biri arkama geçti. Ağzıda leş gibi sarımsak kokuyordu. Şeytan dedi sok şu herifin ağzına elini, parmaklarını gözünden çıkar. Otobüsün lastiği patladı. İşin yoksa yürü babam yürü. İşe de geç kaldım. Bi de üstüne fırça yedim. Kahve makinasından kahve alırken üstüme döktüm. Luis herzamanki gibi dalga geçti. Öğle yemeğinde çorbamdan sinek çıktı. Yemekten dönerken Süpermen kılığına girip düşen bir uçağı kurtardım. Millet yine "çok yaşa Süpermen" diye bağırdı. Ben de onlara şirinlik yapıp el salladım.

13 Ocak Cuma.

Bıktım artık bu dünyada yaşamaktan. Yok arkadaş ben bu dünyaya alışamadım. Bu gün gazetedeki arkadaşlarla beraber öğle yemeğine Meksika lokantasına gittik. Hay gitmez olaydım. Yemekte Meksika usulü kurufasülye yedik. Sen misin Yiyen. Akşama kadar gazdan geberdim. Gaz mesele değil bilader, -afferdersin- ossurunca geçer. Ama ya ossuramayınca ? Midemde atom bombası patlasa bişey olmaz ama bu Meksika fasülyesi acayip bişey. Süperbağırsaklarım birbirine dolandı zannettim. Şimdi hafiften ossursam binalar yıkılcak, ossurmasam geberecem. Evrendeki kötü güçlerin başedemediği süper kahraman koskoca Süpermen'i bi uyduruk kurufasülye öldürecek. Tuvalette üstümü değişip uzaya gidiyim dedim, benden önce herifin biri girdi, tam iki saat çıkmadı. Ne yaptın bilader iki saat, yıllık mı sıçtın. Yuh be. Sonunda Süpermen olup uzaya kaçtım. Uzayda bi güzel zangır-zangır ossurdum. Ooohh beee, dünya varmış. Acayip rahatladım. Bu arada yanlışlıkla arkamı Ay'a dönüp öyle ossurmuşum, benim süperossuruk Ay'ın yörüngesinde iki derecelik sapma meydana getirdi. Neyse onu da yörüngesine oturttum. Bundan böyle kurufasülyeyi de kriptonit gibi zararlı maddeler listesine alıyorum. İnşallah düşmanlarım bunu da öğrenmezler.

14 Ocak Cumartesi.

Bugün tatil. Deyli Planet gazetesine gitmedim çok mutluyum. Can sıkıntısında geberdim. Sonra bizim Betmen'le Örümcekadam aradı. Akşama kadar ellibir, yanık, pişti filan oynadık. Okey de oynacağız ama bilader dünyada üç tane süper kahraman var olmuyor. Okeye dördüncü kahramanı dörtgözle bekliyoruz ama nafile. Herkes bizim gibi dünyanın derdiyle uğraşacak kadar enayi mi arkadaş.

15 Ocak Pazar.

Canım sıkılınca şöyle bir şehri dolaşayım dedim. Çok güzel bir hatun gördüm. Süperüfürüğümle hatunun eteğini çaktırmadan havaya kaldırdım.O ne be? Meğer karı içine don giymememiş mi? Onu öyle görünce acayip azdım. Boş bir telefon kulübesi bulup üç saniyede oniki posta otuzbir çektim. Anca rahatladım. Bu yaşa geldik hala otuzbir çekiyoruz. Şu Luis'le evlensekde abazalıkdan kurtulsak. Ama olmuyor bilader. Şu babamın Allah belasını versin. Beni dünyaya gönderirken yanıma bir kız çocuğu koysaydı, biz de dünyada böyle sap gibi dolaşmazdık. Onunla bi güzel evlenip çoluk-çocuğa karışırdık. Peki babam ne yapmış? Yanımıza bir Kripton malı şişme bebek koymuş. O da 5 yıl önce bir azgınlık zamanımda patladı.Dünyadakilerde benim hızıma dayanamayıp eriyor. Benim kaderimi yazan eller kırılsın, ne deyim.

16 Ocak Pazartesi

Yine mesai başladı. Yine aynı patırtı. Yine aynı koşturmaca. Yine aynı salak Klark. Yine aynı ukela Luis. Yine aynı felaketler, Yine aynı "çok yaşa Süpermen" lafları. Yine aynı numaradan sırıtmalar. Hiç değişen bişey yok. Milletin keyfi keka. İstediğini ye-iç, istediğinle yat-kalk, kılıkdan kılığa girmene hiç gerek yok. Oh ne güzel. Millet de keşke Süpermen gibi olsak der. Hadi ordan. Bu dünyada Süpermen olacağıma keşke Kripton'da çöpçü olsaydım. Ah gurbet ah. Kendi derdim yokmuş gibi bi de elalemin derdiyle uğraş. Herkesin derdine çare bulmaya mecbur muyum arkadaş? Hadi büyük felaketleri, dünyanın başına bela olan zibidilerle uğraşmayı anladık, bir de ıvır-zıvır işlerle uğraşıyoruz. Bilmem kimin köpeği kaybolmuş gel Süpermen, su borusu patlamış gel Süpermen. Gel Süpermen, git Süpermen. Babanızın uşağı mı var? Geçen gün birinin kıçında sivilce çıkmış bana şunu bi patlat diyor. Bu insanlarla iyice yüz-göz olduk bilader, suç bizde. Bunlara bu kadar yüz vermiyecektik. Bak Betmen'e, adamın yanına kimse yaklaşamıyor. Hem de acayip zengin. Biz de karın tokluğuna kahramanlık yapıyoruz. Dünyayı kurtaran adammışız. Hay sıçıyım dünyanızın içine.

17 Ocak Salı.

Bu gün çok kötüyüm. Bir-iki gündür kabız olmuştum. Bu kabızlık da benim için herşey gibi büyük dert. Zaten bu dünyada bana rahat-rahat sıçmak bile haram arkadaş. Çocukken köyde idare ediyorduk. Orası geniş arazi. Pek farkedilmiyor. Ama ya koca Metropolis'te. Şehrin göbeğinde olmuyor. Mesela Arizona krateri aslında benim marifetimdir. Metropolis'e ilk geldiğimde normal insanlar gibi ben de tuvalete gitmiştim. Biraz zorlayınca benim Süperbok tuvaletin betonunu delip dünyanın öbür tarafından çıkmıştı. Zaten boşuna dememişler "azimle sıçan betonu deler" diye. O zaman büyük olay oldu. Ama kimse bunun benim marifetim olduğunu anlamadı. Bu azimli bir vatadaşın işidir deyip olayı kapattılar. Zaten o zamanlar böyle meşhur da değildim. O zamandan bu yana rahatlamak için uzaya çıkıyorum. İlk başlarda iyi oluyordu. Rahat rahat işimizi görüyorduk. Bu uzay araştırmaları falan çıktığından bu yana artık uzayda da rahat yok arkadaş. Zaten dünyanın yörüngesinde -afferdersin- boktan bir uydu yapmıştım. Bu insanlar beni burada da rahat bırakmadılar. Ben de Ay'ı tuvalet olarak kullanmaya başladım. Ay yüzeyindeki bir çok krater benim eserimdir. Ama ne çare, insanlar oraya da gelmeye başlayınca bu sefer Mars'a gitmeye başladım çok iyi oluyordu. Hem orası kayalıkda bir yer. Kıçımızı taşlara siliyorduk. Çok iyi günlerdi onlar. Sonra insanlar oraya da uydu bilmem ne göndermeye başladılar.Oranında tadı kaçtı. Bir gün Mars'ta rahat rahat işimi görürken birden bir şeyin kıçımı yokladığını hissetim. Benim bildiğim Mars'ta hayat yok, arkama baktım insanların dünyadan gönderdiği robot kıçımı inceliyor. Tabii aynen yamulttum robotu. Üzüldüm ama ne yapalım bilader bizim de kendimize göre bir imajımız var. Ondan sonra bütün dünyaya "işte Süpermen'in süpergötü" diye yayınlayacaklar. Dünyanın maskarası olacağız. Daha önceden de dünyanın yörüngesine sıçarken NASA astronotları bilmeden fotoğraflarımı çekmişlerdi. Onları NASA'dan rica edip almıştım. O olay öylece kapanmıştı. Bu sefer herifler İnternetten canlı yayın yapıyor arkadaş. Sonra diğer gezegenlere, Jüpitere, Satürn'e gitmeye başladım. Bu insanlar orada da rahat bırakmadılar. Güneş sisteminin her yerini uydularla doldurdular. Nereye gitsem karşıma ya bir uydu, ya da bir sonda falan çıkıyor. Bir sefer güneşe gidiyim dedim, az daha kestaneyi kebap yapıyordum. Ben de artık Güneş Sistemi'nin en uzak gezegeni Plüton'a gidiyorum. Orasıda çok soğuk, adamın şeyi donuyor ama ne yaparsın işte, gurbetlik. İşte neyse geçen gün acayip kabız olmuşum. İyileşeyim diye 10 kilo müshil aldım. Vay sen misin alan. Bu sefer de ishal oldum. Bu ishal beni mahvetti. Mesela gazetede çalışıyorum, zart, kriz geliyor. Hemen tuvalete gidip kılık değiştiriyorum ondan sonra ver götünü -pardon- elini Plüton. Bir güzel rahatlıyorum. tekrar dönüp yerime oturuyorum, iki dakika sonra bir kriz daha. Hadi bir daha aynı şeyler. Tam 1643 defa Plüton'a gittim geldim. Bir iki seferde Plüton'a varamadan donumuza ettik. Pelerin-melerin hepsi battı. Allahtan Plüton'da bir miktar buz var. Buzları süpergözlerimle eritip üstümü başımı yıkadım.

8 Ocak Çarşamba

Bu gün çok mutluyum, çünkü Dünya bir süperkahraman daha kazandı. Bu süperkahraman bir Türk. Adı GAZMAN. Çok değişik bir adam. Biraz kıro, ama iyi bir çocuğa benziyor. Süpergüçlerini kurufasülyeden alıyor. Tuhaf bir durum ama hepimizin tuhaflıkları yok mu bilader? Betmen yarasa bozuntusu, Örümcekadam desen böcük, Gazman'da ossuruktan kahraman. Netice itibariyle herkes kendi çapında birşeyler yapıyor.

19 Ocak Perşembe

Süperkahramanlar çoğaldıkça bana düşen görevler azalıyor. Artık ıvır-zıvır işlerle çömez kahramanlar uğraşsın. Bebeleri yanlış sünnet eden adamları Gazman yakalamış, duvarlara işeyen kıroları Örümcekadam enselemiş (duvarlar onun yaşama alanı tabi), eşşek etinden sucuk yapanları Betmen tokatlamış. Artık böyle işlerle uğraşmıyorum. Bana da artık kıdem bastı. Kıdemli kahraman olmanın avantajlarını yaşıyoruz. Biraz da biz rahat edelim bilader.

20 Ocak Cuma

Bugün çok mutlu başladı, ama sıkıntılı bitti. Asansörde Luis'in poposunu çaktırmadan elledim. Hay ellemez olaydım. Olay şöyle oldu: Ben, Luis ve gazeteden birkaç arkadaş hep beraber asansöre bindik. Tesadüfen Luis'in arkasına bizim şef geçti. Ben de fırsat bu fırsat deyip, süperhızımla Luis'in arkasına dolanıp poposunu elleyiverdim. Luis buna çok sinirlendi ve bizim şefin kafasına çantayla saldırdı. Adam ne olduğunu anlayamadan yere serildi. Gazetede büyük olay oldu. Şef artık herkesin gözünde bir sapık. O'nu gören kadınlar arkasını duvara dayayıp öyle yürüyorlar. Hatta kıçına yastık bağlayarak dolaşanlar bile var. Adam bu yaştan sonra kepaze oldu. Luis ise başka bir bölüme geçmek istiyor. Eğer başka bölüme geçerse avakadoyu yedim demektir. Napacam şimdi ben Luis'siz. Hay kafama işeyim. 10 mikrosaniyelik bir elleme uğruna başıma gelenlere bak bilader. Şef ise ısrarla kendisinin yapmadığını söyleyip özür dilemeye dahi yanaşmıyor. Al başına belayı.

21 Ocak Cumartesi

Bugün tatil. Mutlu olmam gerekirken dün yediğim halt yüzünden çok sıkıntılıyım. Üstüne üstlük bir de dünyanın derdiyle uğraşıyoruz bilader. Arizona'yı sel almış, Haiti'de yanardağ patlamış. Fırtınayı bulutların içine girip ters istikamette ossurarak durdurdum, sel sularını süpergözlerimle buharlaştırdım, yanardağın ağzından dünyanın merkezine girip lav deliğini taşla doldurdum. Yanardağın deliğini doldururken aklıma nedense hep Luis geldi. Bu arada iki-üç sefer Plüton'a işemeye gidip geldik. Vay benim dertli başım.

Kahkaha  Karizmatik
Logged

Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir.  Üye Ol veya Giriş Yap



Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir.  Üye Ol veya Giriş Yap





Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir.  Üye Ol veya Giriş Yap

Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir.  Üye Ol veya Giriş Yap
« Yanıtla #1 : 29 Eylül 2008, 16:09:29 »
dj_emir
İstekli Üye
****



Rep: 2
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 207
465.00 Forum Lirası

Extra Listesi
Üyeye para gönder
Documents and Settings\xp\Belgelerim\Resimlerim\82


Üyelik Bilgileri E-Posta

komik miş   Sırıtan Sırıtan ;tşk ler Şaşırmış Şaşırmış Şaşırmış
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
+ PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik » -Muhabbet- » Geyik bölümü (Moderatör: legolas3534)Konu:
 İşte SuperMan'ın Gizli Günlüğü Pc-Turk Geyik Ajansı...
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Forum Arsivi


Tigra Design by TurkLoRD