PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik
+ PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik » -Her Telden- » Kütüphane » Psikoloji Konu:
 Delilik üzerine
.
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Delilik üzerine



Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Delilik üzerine
« : 19 Ocak 2008, 11:57:51 »
¦UguR¦
BoŞuNaSaYmAyİrMiDöRtHaRf
ViP üye
*



Rep: 353
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 2865
38.00 Forum Lirası

Extra Listesi
Üyeye para gönder

Üyelik Bilgileri


 Antropologlann tekrar tekrar görüp anladığı şey, deliliğin kültürel olarak tanımlandığıdır. Delilik her kültürde ortaya çıkar, ama neyin delilik olduğu konusunda her kültürün farklı bir ölçütü vardır. Kluckbohn, ufak bir fiziksel rahatsızlıktan ötürü San Francisco hastanesine gelmiş, çok az İngilizce bilen yaşlı bir Sicilyalıyı örnek gösterir. Onu muayene eden stajyer doktor, adamın sürekli olarak, bir kadının kendisine büyü yaptığım ve hastalığının asıl nedeninin bu olduğunu mırıldamp durduğuna dikkat etmişti. Doktor onu hemen psikiyatri servisine göndermiş ve adam oranın koğuşunda yıllarca kalmıştı. Ama onun ait olduğu İtalyan kolonisinde onun yaşındaki herkes büyü yapan cadıların gücüne inanıyordu. Bu, standartlar açısından "normal "di. Eğer stajyer doktorun kendi ekonomik ve eğitimsel koşullarına sahip gruptan birisi bir cadının infazına uğradığından şikayet etseydi bu, haklı olarak delilik diye yorumlanırdı.
Delilik semptomlannın kültürle bağlantılı olduğunu savunan daha birçok kişi vardır. M.K. Opler, İrlandalı şizofrenIerin cinsellik konusundaki günahlan ve suçlan kafaya taktıldarını buldu. Ama İtalyanlar öyle değildi. İtalyanlar hipokondriyak şikayetlere ve bedensel takıntılara düşkündüler. Otoritenin açıkça reddedilmesi ıtalyanlar arasında daha sıktı. Clifford Geertz, Bali'de deli tanımının Amerikalılar gibi, gülecek bir şeyolmadığı halde gülen adam olduğunu bildirmiştir.

Phaedrus bir dergide, kültüre göre özelleşmiş farklı psikozlann tanımını bulmuºtu: Çipeva-Kreler windigo'ya, yani bir tür yamyamlığa yakalanıyordu; Japonya'da imu, yani yılan sokmasından sonra ortaya çıkan bir etrafa sövüp sayma olgusu vardı; kutup Eskimoları arasında bu, pibloktog, yani giysilerini yırtıp atma ve buz üzerinde koºmaydı; Ve İndonezya'da ünlü amok, yani kuluçkaya yatmış, ama tehlikeli bir şiddet patlamasıyIa sonuçlanan bir depresyon vardı.
Antropologlann bulgulanna göre ºizofreninin en sık rastlandığı grup, kültürel geleneklerle bağlan en zayıf kiºilerdir: Uyuşturucu kullananlar, entelektüeller, göçmenler, üniversitede ilk yılını okuyan öğrenciler, askere yeni alınmış olanlar.
Minnesota'daki Norveç doğumlu göçmenler arasında yapılan bir araştırma bu kişilerin kırk yıllık bir süre içinde ruh hastalığından ötürühastaneye yatırılma oranının göçmen olmayan Amerikalılardan da, Norveç'teki Norveçlilerden de daha yüksek olduğunu göstermiştir. Isaac Frost, Britanya'daki uşaklar arasında psikozun sık görüldüğünü, genellikle de İngiltere'ye geliºlerinden sonraki on sekiz ay içinde ortaya çıktığım bulmuştur.
Kültür ºokunun aşırı bir biçimiolan bu psikozlann bu insanlar arasında görülmesinin nedeni onlann akıl sağlığının temelini oluşturan, değerlerin kültürel tanımının değiºmesidir. Bu, onlann akıllılığım destekleyen bir "gerçeğin" farkında olma değil, kültürel direktiflerinden emin olma olgusudur.
Şimdi, psikiyatri tüm bunlarla gerçek anlamda baºa çıkamaz, çünkü eli ayağı, belli bir entelektüel biçimin doğru, ötekilerin yanılsama olduğunu söyleyen özne-nesne gerçeklik sistemiyle bağlanmıştır. Psikiyatri bu konumu almaya, bir çağın yanılsamalannın diğer çağın gerçekleri olduğunu tekrar tekrar gösteren tarihe ve bir bölgenin gerçeklerinin bir baºka bölgenin yanılsamaları olduğunu gösteren coğrafyaya aykırı bir şekilde zorlanmıºtır. Ama Nitelik Metafiziğinin yarattığı delilik felsefesi, birbiriyle çeliºen tüm bu entelektüel gerçeklerin yalnızca değer biçimleri olduğunu söyler. Belli bir ortak tarihsel ve coğrafyasal gerçekten, deli olmadan sapılabilir.
Antropologlar ikinci bir konuya daha dikkat çekmiºlerdir: Kültürden kültüre fark gösteren yalnızca delilik değildir, akıllılığın kendisi de kültürden kültüre farklılık gösterir. Antropologlar, "gerçeği görebilme yeteneği"nin yalnızca akıllıyla deli arasındaki bir fark olmadığını, aynı zamanda, akıllılığın çeºitli kültürleri arasında da fark oluşturduğunu bulmuºlardır. Her kültür kendi inancının dıºsal bir gerçeğe uygun olduğunu varsayar, ama dinsel inançlann coğrafyası bu dıºsal gerçeğin lanet ºeylerle ilgili olabileceğini gösterir. İnsanların, "gerçeği" doğrulamak için gözlemlediği gerçek olaylar bile içinde yaºadıklan kültüre bağlıdır.
"Belli bir kültürün gerekli bulmadığı kategoriler," der Boas, "onun dilinde de yoktur." Kültürel yönden önemli kategoriler ise aynntılarıyla vardır. Boas'ın öğrencisi olan Ruth Benedict diyordu ki:
Her uygarlığın kültür biçimi, insanlığın potansiyel amaçlarından ve dürtülerinden oluºan büyük bir yayın belirli bir bölümünü kullanır; aynen... her kültürün seçilmiş belli maddi teknikleri ve kültürel özellikleri kullanması gibi. Olası tüm insan davranıºlarının dağılmıº olduğu bu büyük yay çok geniºtir ve onun önemli bir bölümünü kullanan her kültür için çelişkilerle doludur. En önemli gereksinim, seçimdir. Seçim olmaksızın hiçbir kültür anlaºılabilirliği sağlayamaz ve seçtiği ve kendine ait kıldığı amaçlar teknolojinin herhangi bir aynntısından ya da benzer şekilde seçtiği evlilik formalitesinden çok daha önemli bir konudur.

Paranın geçerli olduğu bir toplumda yaºayan bir çocuk, madeni para resmini ilkel toplumda yaºayan bir çocuktan daha büyük çizer. Üstelik paranın egemenliğindeki toplumda yaşayan çocuklar madeni paranın boyutunu değerine göre daha fazla abartılı görür. Bu abartma yoksul çocuklarda zengin çocuklara göre daha fazladır.
Eskimolar, ağaçlarla çaIılann bize farklı görünmesi gibi, on altı farklı buz biçimi görür. Öte yandan Hintliler hem buz hem de kar için aym sözcüğü kullanır. Creek ve Naçez Kızılderilileri sanyla yeşili birbirinden ayırt etmez. Yine, Choctaw, Tunica, Keresian Pueblo Kızılderilileri ve diğer birçok halk yeºille maviyi sözcüklerle ayırt etmez. Hopislerin zamam anlatan sözcüğü yoktıır.

Edward Sapir diyor ki:

Aslında "gerçek dünya" farkında olmaksızın, büyük ölçüde, grubun dilsel alışkanlıklan üzerine kuruludur. Dışandan birisine apaçık gibi görünen ºekiller ve anlamlar, o biçimleri yürüten tarafından tümüyle yadsınır; yürütenler için gayet açık olan ana hatlar ve imalar ise dışandan bakan tarafından hiç görülmeyebilir.

Kluckhohn'un dediği gibi:

Diller, düºünceleri ileten bir araçtan, hatta başkalarının duygularını etkilemeye ve derdini anlatmaya yarayan bir araçtan daha öte bir şeydir. Her dil aynı zamanda bir kategorize etme deneyimi demektir.
"Gerçek" dünyadaki olaylar hiçbir zaman bir makine gibi algılanmaz ya da aktarılmaz. Karşılık verme eyleminin yapıldığı anda bir seçme iºlemi ve bir yorumlama da vardır. Dıºsal durumun bazı özelliklerine dikkat çekilirken diğerleri ya görmezden gelinir, ya da tam olarak ayırdına bile varılmaz.
Her halkın, bireylerinin deneyimlerini sınıflandıracakları kendine özgü karakteristik bir sınıflaması vardır. Örneğin dil, "buna dikkat et", "bunu daima ondan ayrı tut", "ºu ve şu şeyler daima birbirine aittir" der. İnsanlar çocukluktan beri bu tarzda karºılık verecek' ºekilde eğitildikleri için bu ayrımları yaºamın vazgeçilmez bir parçası sayarlar.

Bunlar, Phaedrus'un psikiyatri koğuºunda duyduklarına epey bir açıklama getiriyordu. Hastaların gösterdiği şey ortak bir karakter değil de, ortak bir karakterin eksikliğiydi. Eksik olan ºey, "normal" insanların üstlendiği standart sosyal rol oynama edimiydi. Akıllı insanlar bir rol yapanlar grubu olduklarını fark etmez, ama deli bu rol oynamayı görür ve buna içerler.
Akıllı bir kiºinin psikiyatri koğuºuna yatıp deli numarası yaptığı ünlü bir deneme vardır. Personel onun deli olmadığını hiç anlayamamış, ama diğer hastalar anlamıºtı. Hastalar onun rol yaptığını görmüºtü. Kendi standart sosyal rollerini oynayan personel ise farkı anlayamamıºtı.
Deliliğin bir ortak karakter eksikliği olduğu, Rorschach'ın ºizofreni için mürekkep lekesi testinde de görülür. Bu testle hastaya, rastgele şekillenmiº mürekkep lekeleri gösterilir ve ne görelüğü sorulur. Eğer hasta "Güzel bir kadın görüyorum, baºında çiçekli bir şapka yar" diyorsa bu bir şizofreni belirtisi değildir. Ama "Mürekkep lekesinden başka hiçbir şey görmüyorum" diyorsa ºizofreni belirtileri gösteriyor demektir: En özenilmiº yalanla karºılık veren, akıllilıkta en yüksek puanı alır.. Kesin gerçeği söyleyen puan alamaz. Akıllılık gerçek değildir. Akıllılık, sosyal gerekliliğe uyumdur. Gerçek ise bazen uyumsuzdur.

Alıntıdır
Logged

Korku~Torpil~Tolerans

_____________________________________

Bak, yine başa döndü bu dünya
Yine sona sardı aynı kaset, bıktım!...
Bu monotonluk maratonu. Onu tanı!...
İçinde düşünce koştur!!!
________________________________
Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir.  Üye Ol veya Giriş Yap
Avatar İstekleri
ne bakıyorum.İsteğinizi kimse gerçekleştirmediyse bana pm atın.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
+ PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , msn avatarlar , komik » -Her Telden- » Kütüphane » Psikoloji Konu:
 Delilik üzerine
 
Gitmek istediğiniz yer:  



Forum Arsivi


Tigra Design by TurkLoRD