umbra_fa
İstekli Üye
  
Rep: 0
Offline
Mesaj Sayısı: 116
355.00 Forum Lirası
Extra Listesi
Üyeye para gönder
>>tttTzzZUnstopableZzzTtt<<
|
 |
|
|
Yaşamınızdaki çelişkilere nasıl yaklaşırsınız? Bir an önce olumlu ya da olumsuz yönde onu çözmeye, çelişkiyi yok etmeye mi çalışırsınız; yoksa çelişkiyi kabullenir, onunla birlikte, çelişen yanları uzlaştırmaya çalışarak, uyumu artırarak gelişmelerin seyrini mi izlersiniz?
Örneğin sevdiğiniz iki arkadaşınız var. Fakat bunlar aralarında hiç geçinemiyorlar, hatta birbirlerinden kendilerince haklı ve somut gerekçelere dayanarak nefret ediyorlar. Arada uzlaşması olanaksız bir kişilik ya da ahlak farklılığı göze çarpıyor. İkisinden birini seçip, öbürüyle ilişkileri soğutur musunuz; ikisinin birbirlerinin kötülüklerini kanıtlamak için gösterdikleri delillerin etkisinde kalır, ikisiyle de arayı açar mısınız; yoksa her ikisi de belli konularda haksız ve kötü özellikte, ama her ikisi de belli konularda haklı ve iyi özellikler gösteriyor diyerek, ikisiyle de ilişkilerinizi aynı sıcaklıkta sürdürür müsünüz?
Ya da bir arkadaşınız var. Belli konularda iyi anlaşıyorsunuz, belli konularda hiç anlaşamıyorsunuz. Ne yapalım, anlaştığımız konularda birlikte bir şeyler yaparız, anlaşamadığımız konuları olabildiğince gündem dışı tutarız diye bir mantık yürütüp, ilişkinizin yakınlığını korumaya mı çalışırsınız; yoksa hayır, bu samimiyetsizlik, ya tam dost kalırız, ya düşman oluruz diyerek ayrılık noktalarını bilerek tartışmaya mı açarsınız?
Yukarıdaki seçeneklere elbette temel kişilik özelliklerinize ve söz konusu kişilerin öznel durumlarına göre çok değişik yanıtlar verebilirsiniz Ama sosyal psikolog Richard E. Nisbett�e göre, bu yanıtlarda ve alacağınız tutumlarda, içinde yetişmiş olduğunuz toplumun kültürel alışkanlıkları ve o yönde beyninizin kazandığı bilişsel alışkanlıklar da önemli rol oynayacaktır.
Bazı toplumlar neden belli bazı ortak özellikler gösteren düşünürleri yetiştirmişler, neden başkaları değişik karakterde düşünürlerin etkisinde kalmışlar?
Toplumların düşünme yolları farklı olduğu için mi değişik öğretiler geliştiren düşünürler ortaya çıkmış onlardan, veya tersi mi doğru; değişik toplumların günümüze dek uzanan kültürel-düşünsel rotalarını geçmişte ortaya çıkan birtakım önemli düşünürler mi tayin etmiş?
Nisbett, benim de katıldığım yönde, birincisinin doğru olduğunu söylüyor.
Neden bazı uygarlıklar teknolojide çok gelişmişler de (eski Çin uygarlığı gibi), bilimde buna yakın bir düzeye yükselememişler; bazı uygarlıklarsa neden teknolojide çok gerilerde kaldıkları halde bilimde hızlı bir yükselişe geçmişler? Tüm bunların o uygarlıkları oluşturan insanların düşünme sistemleriyle bir ilişkisi var mıdır?
İnsan temel ya da gündelik sorunları üstüne nasıl düşünür, neden o konularda yüzeysel ya da derin, ama sürekli yanlışların içine düşer?
İnsan doğası ve onun sınırları üstüne bu tür soruların cevaplarını araştırmak, on yıllardır başat tutkularımdan birini oluşturuyor. Nisbett�in Düşüncenin Coğrafyası adlı çalışması konuya biraz daha farklı bir açıdan yaklaşıyor, Doğu ve Batı insanının kafaları gerçekten farklı mı çalışır sorusuna yanıt arıyor.
alıntıdır
|