PCTurk | Aşk Sevgi Resimleri , Mektupları , silkroad , komik msn avatarlar (Arşiv Ana sayfa) => Mustafa Kemal Atatürk

Konu: Atatürk'ün BiLinmeyen YönLeri ( 8. Sınıf İnkılap Tarihi Performans Ödevi )

Sayfa: [ 1 ]

€.3.R.U 25.10.2009 12:58:42
Atatürk’ün Yediği Yemekler

-Sabah kahvaltısında; çay, kahve içiyor, fazla bir şey yemiyordu. Soğuk ayranla, bir dilim ekmek yerdi. Bazen bir kâse yoğurt yer, sonra sütlü kahve içerdi.

-Öğle yemeği: Bir iki dilim ekmek yerdi. Etsiz kuru fasulye, pilav çok sevdiği yemekti. Kuru fasulyeye, “yağlı fasulye” derdi. Ayran ve limonata içiyordu. İki dilim ekmeği ayrana batırarak yiyordu. Yoğurt da ayrıca yiyordu. “Kuru fasulyeye okulda alıştım” demiştir. Kışla yemeği, askerî yemek sayılmıştır kuru fasulye.

-İkindi üzeri ekmeksiz bir bardak ayran içerdi. Sofradan genellikle doymuş olarak değil, aç kalkarmış.
-Akşam yemeği: Akşam yemeğinin ayrı bir önemi var. Konuklarıyla birlikte yiyordu. Devlet görevi akşam yemeklerinde devam ediyordu. Omlet seviyormuş.

-Özellikle gece geç saatlerde acıkınca peynirli omlet yermiş.

-Sahanda yumurta da severmiş.

-Etli taze bamya da sevdiği yemeklerden karnıyarık da severmiş. Onu pilav karıştırarak yermiş.

-Haşlanmış kuşkonmaz da sevdiği bir yemek.

-Enginarı hiç yememiş. İstediği halde hiç yiyememiş.



Atatürk’ün sevdiği şarkılar:

-Yemen Türküsü

-Vardar Ovası

-Çanakkale İçinde

-Yanık Ömer

-Kırmızı Gülün Alı Var

-Alişimin Kaşları Kara
-Cana Rakibi Handan Edersin

-Mani Oluyor Halimi Takrire Hicabım

-Nihansın Dideden Ey Mest-i Nazım

-Olmaz İlaç Sine-i Sad Pareme

-Atladım Bahçene Girdim

-Dayler Dayler, Viran Dayler

-Esiri Zülfünün Ey Yüzü Mahım

-Gitti de Gelmeyi Verdi

-Hab-gâh-ı Yâre Girdim Arz İçin Ahvalimi

-Köşküm Var Deryaya Karşı

-Şahane Gözler Şahane

-Kimseye Etmem Şikâyet

-Fincanı taştan Oyarlar

-Bülbülüm Altın Kafeste

Atatürk’ün En Sevdiği Sanatçılar
-Atatürk’ün en sevdiği sanatçı Müzeyyen Senar’dı. Özellikle “Kimseye Etmem Şikayet” isimli şarkısını çok sevmişti.


Atatürk’ün en Sevdiği Çiçek

-Atatürk`ün en sevdiği çiçek Puansetya`dır.

-Çiçeğin Türkçe ismi ''Atatürk Çiçeğidir'' Puansetya Latince ismidir.


Atatürk’ün En Sevdiği Renk

-Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını analiz edince görüyorsun ki çok renkli bir hayatı var.   
Çekindiği fotoğraflara bakıyorsun, neredeyse tüm kıyafetlerle fotoğrafı var. Rengarenk yaşamış bir insanı tek bir renge hapsetmek doğru olmasa gerek.

-Ama illa bir renk diyorsan Tüm Türklerin rengi kırmızıdır! Çünkü bizler tarih boyunca dünyayı kanımızla boyadık, dünyayı adam etmeye çalıştık. Eh Türkler böyle olunca ATA-TÜRK içinde kırmızı diyebiliriz sanırım.

-Atatürk’ün beyaz giyindiği ve maviden nefret ettiği de söylenir.

Atatürk’ün En Sevdiği Hayvanlar; Köpekleri

-Mustafa Kemal'in 1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde savaşırken ''Alp'' adında bir köpeğinin olduğu ve bu köpeğin onun yatak odasının kapısında beklediği ve Atatürk'ün izni olmadan hiç kimseyi içeri bırakmadığı anlatılır...''



-Ulusal kurtuluş savaşımız sırasında ele geçirilen Yunan komutanlarından birisinin köpeği olan ''Alber'' adında bir köpeği daha vardır. Beyaz-sarı renklerde bir av köpeği olan Alber'i çok seven Atatürk, onun ölümünden derin üzüntü duymuştur...


-Ancak Mustafa Kemal'in yaşamında en önemli hayvan, hiç şüphesiz ''Foks'' adındaki köpeğidir. Seyyar fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi adındaki birisinden 50 lira gibi abartılı ve yüksek fiyata satın aldığı Foks, aslında bir sokak köpeğidir. Foks, Atatürk'ün en sevdiği hayvan olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde her zaman el üzerinde tutulmuş, ona her zaman büyük özen gösterilmiştir

Atatürk’ün En Sevdiği Spor

-Futbol dünyada olduğu gibi ülkemizde de en ilgi gören spor dalıdır. 1904 yılında Osmanlı Devleti döneminde başlayan İstanbul Ligi Şampiyonluğu sadece yabancı takımlar arasında oynanıyordu. 1907 yılından itibaren ilk Türk takımı Galatasaray’ın lige katılmasıyla Türkler de futbola ilgi duymaya başladılar. Ama Türklerin ata sporu güreşti. Büyük Atatürk de en çok güreş sporunu severdi…
-Birçok futbol kulübümüz Atatürk’ün kendi takımlarını tuttukları konusunda çeşitli iddiaları ortaya koymaktadırlar. Özellikle üç büyük diye adlandırdığımız ve geniş kitlelerce desteklenen Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın yöneticileri, sporcuları ile seyircilerinin genel olarak Atatürkçü anlayıştan yana olduklarından kuşkumuz bulunmamaktadır.

Atatürk’ün Tuttuğu Takım

Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu hep tartışılır. 10 Kasım'da BJK'nin resmi sitesinde Atatürk için "En Büyük Beşiktaşlı" dendi. F.Bahçeliler de Büyük Önder'in F.Bahçeli olduğunu söyler...

 M. Kemal Atatürk, annesi Zübeyde Hanım'a, o sırada Beşiktaş Kulübü idarecisi olan çok yakın silah arkadaşları Akaretlerde kulübün yanında bir ev kiralıyor. Milli Mücadele için Anadolu'ya geçerken annesini yalnız bırakacağından Beşiktaş Kulübü yöneticilerine, "Annem sizlere emanet" diyor. Zübeyde Hanım'ın kendisine gelen konu komşuya "Kemalim beni kendi kulübündeki çocuklara emanet etti" şeklinde konuşuyor. O zamanlar Beşiktaş bir futbol kulübü olmanın ötesinde Milli Mücadele'nin kurmaylarının toplandığı, Anadolu'ya gizli sevkiyatın yapıldığı bir karargâh.

Tarihi belgelerde Atatürk'ün futbola karşı çok özel bir ilgisi görülmüyor. Fenerbahçe ve başka kulüpleri ziyarete gidiyor ve bu ziyaretler esnasında şeref defterlerine ziyaretten duyduğu mutluluğu yazıyor. Elbette Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olarak her kulüp Atatürk'ün kulübü... Beşiktaş'a olan sevgisi futbola olan sevgisinden değil, Beşiktaş'ın Milli Mücadele'de oynadığı kilit rolden. Bu anlamda Atatürk'ün Beşiktaş'a ilgisi çok özel bir ilgidir. Ama bunu takım taraftarlığıyla karıştırmamak lazım.

Atatürk’ün Aşkları

 -Latife Hanım’ın Uşşaki ailesi Atatürk’ü 20 gün köşklerinde ağırladı. Bu dönemde arkadaş olan Atatürk ve Latife Hanım, daha sonra da haberleşmeye devam ettiler. Ancak Latife Hanım, köşklerinde kaldığı süre içinde Atatürk’e âşık olmuştu ve bunu dolaylı olarak dile getiriyordu. Zira ortalıkta pek görünmemesine rağmen her gece Atatürk’ün yastığının üzerine kırmızı bir gül bırakıyordu.

-Atatürk, Latife Hanım’ın eğitiminden ve zekâsından çok etkilenmişti. Ancak Atatürk’ün hayatında ona büyük bir aşkla bağlı olan Fikriye Hanım vardı.

-Atatürk ve Fikriye’nin yolları Zübeyde Hanım’ın ikinci evliliği nedeniyle kesişmişti. Zira Fikriye, Atatürk'ün üvey babası Ragıp Bey'in kız kardeşinin kızıydı. Yani onun üvey kuzeniydi. Fikriye, bir dönem Mısırlı zengin bir adamla evli kalıp boşanmış, ardından İstanbul' a dönerek Zübeyde Hanımların evine yerleşmişti.

- Zübeyde Hanım, Fikriye'yi çok sevmesine rağmen, Atatürk’ün kız kardeşi Makbule ondan hoşlanmıyordu.

-Atatürk'ten sadece bir ya da iki yaş büyük olduğu tahmin edilen Fikriye Hanım, Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk’ü yalnız bırakmamış, ona bakmış,

-Milli mücadele döneminde sabaha kadar odasında çalışan Atatürk' ü kahvesiz bırakmamak için ona yardımcı olan Fikriye Hanım, çok geçmeden bu karizmatik lidere âşık oldu.


-Atatürk, bu dönemde Türk ordusunun İzmir’e girişinden dolayı yapılan kutlamalar için İzmir’e gittiğinde Latife Hanım’la tanışmıştı. Fikriye Hanım, gazetelerde Atatürk ve Latife Hanım’ı aynı karede gördüğünde onun için oldukça azap verici bir dönem başlamış oldu.

-Fikriye Hanım hem Milli Mücadele yıllarında Çankaya’da geceli gündüzlü çalışması hem de Latife Hanım’la Atatürk’ün tanışması onu çok yıpratmıştı, zira bir süre sonra verem olacaktı.

-Atatürk Fikriye Hanım’ın biran önce iyileşmesini istiyordu ve onu tedavi görmesi için Münih’teki bir sanatoryuma gönderdi.

-Zübeyde Hanım, 14 Ocak 1923’te hayata gözlerini yumdu. Annesinin ölümü üzerine İzmir’e giden Atatürk, Latife Hanım’la 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâh töreniyle evlendi.

-Evlilik haberini Almanya’da, tedavi gördüğü sanatoryumda alan Fikriye Hanım, Münih’ten Çankaya’ya geldi. Atatürk’ü görmek için köşke geldiğinde Latife Hanım’la Atatürk kahvaltı etmekteydi. Atatürk’e Fikriye Hanım’ın köşke geldiği haberi verildi ancak Latife Hanım öfkeden çılgına dönerek Fikriye Hanım’ın köşkten kovulmasını emretti. Fikriye Hanım itiraz etmeden faytona bindi, inanılmaz derecede üzgündü. Bu yüzden kendisine hediye edilen tabancayla yolda kendisini vurdu. Ancak konuyla ilgili farklı spekülasyonlar vardı.

-Fikriye Hanım’ın ölümü Atatürk’ü derinden sarstı. Salih Bozok' un anlattığına göre, Atatürk bir gün eşi Latife Hanım' a yanlışlıkla "Fikriye" diye hitap etmiş, bu yüzden Atatürk ile Latife Hanım’ın arası uzun süre bozulmuştu.

-Evlilikleri boyunca birçok yurt gezisinde Atatürk’e eşlik eden Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Atatürk’ün isteği üzerine meclisteki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM’ye giren ilk Türk kadını oldu. 

-Birçok şiddetli gerginlik yaşadıktan sonra Atatürk iki defa Latife Hanım’dan ayrılmak istemiş, ancak Latife Hanım, Salih Bozok’tan arabuluculuk yapmasını istemiş ve araları yumuşamış, en sonunda 1925 yazında Doğu Anadolu gezisindeki tatsız tartışmadan sonra boşanmaya karar vermişlerdi.

-5 Ağustos 1925 tarihinde resmen ayrıldıklarında boşanma haberi radyoda yayınlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu. Latife Hanım boşanmayı kabullenememiş, Atatürk'le barışıp yeniden beraber olmayı ümit etmişti.

-Ölümüne kadar Atatürk’le olan evliliği hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmeyen Latife Hanım, 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği’ndeki aile mezarlığına gömüldü.

Atatürk’ün 2. Babası

-Zübeyde Hanım, çocuklarını da alarak abisi Hüseyin Bey'in Langaza'daki çiftliğine gitti. Babasının erken ölümünün ve dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak yaşadıklarının Mustafa üzerinde derin etkileri olduğu düşünülür.
-Abisine daha fazla yük olmak istemeyen Zübeyde Hanım, ikinci evliliğini Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile yaptı. Ragıp Bey'in de önceki evliliğinden dört çocuğu vardı. Bu evlilik, babasının hatırasına saygı gösterilmediğini düşünen Mustafa Kemal'i kızdırdı. Zübeyde Hanım, Balkan Savaşı’ndan sonra Ragıp Bey’den ayrıldı ve artık Osmanlı toprağı olmaktan çıkan Selanik’i terk ederek kızı Makbule ile birlikte İstanbul’a göç edip Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleşti.
-Mustafa Kemal, Ali Fuat Cebesoy'a, Ragıp Bey hakkında
“Bana karşı hep çok saygılı davranmış, büyük adam muameleri etmiştir. Nazik ve kibar bir insandır.”
demiştir.

Atatürk’ün En Samimi Arkadaşları

-Ali Fuat Cebesoy (1882-1968):

-Celal Bayar (1883-1985):

-Cevat Abbas Gürer (1887-1943):

-Falih Rıfkı Atay (1894-1971):

-Fethi Ali Okyar (1880-1943)

-Fevzi Mustafa Çakmak (1856 -1950)

-Hasan Rıza Soyak (1888-1970)

-İsmet İnönü (1884-1973)

-İzzettin Çalışlar (1882-1951)

-Kazım Karabekir (1882-1948)

-Kazım Özalp (1880-1968)

-Kılıç Ali (1888-1971)

-Mazhar Müfit Kansu (1873-1948) ( yazmadım )

-Mustafa Cantekin (1878-1955)

-Mustafa Necati (1894-1929)

-Muzaffer Kılıç (1897-1959)

-Müfit Özdeş (1874-1940) ( yazmadım )

 -Nuri Mehmet Conker (1882-1937)

 -Ömer Naci (1878-1916)

 -Ruşen Eşref Ünaydın (1892-1959)

 -Refet Bele (1881-1963)

 -Salih Bozok (1881-1941)

 -Rauf Hüseyin Orbay (1881-1964)

 -Tevfik Rüştü Aras (1883-1972)

 -Yunus Nadi Abalıoğlu (1880-1945)

 -Afet İnan

 -Ahmet Bey, Agayef (Ağaoğlu) (Yazmadım)

 -Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver)

 -Hasan Bey (Saka)

 -Hüsrev Bey (Gerede)

 -Kâzım Bey (Dirik)

 -Recep Peker

 -Yusuf Bey (Akçuraoğlu)

Atatürk, Uykuyu Sevmezdi.

Atatürk uykuyu sevmezdi. Uyanık geçirdiği zaman, uykuda geçirdiğinden çok fazladır. Bir insan

yaşamına sığdırılamayacak gibi imkânsız görünen büyük işleri başarısı, bu yüzden kolay olmuştur.

Atatürk İçki İçerdi.

-Atatürk’ün içki içmesine karşı olanların başında umumi kâtip Yusuf Hikmet Bayur geliyordu.

-Onu içkisinden caydırmak için türlü bahaneler bulur, fakat hiç birini başaramazdı.

-Atatürk asla çok içmezdi. İçtiği zamanda içmesini bilirdi.

-Acele etmezdi, konuşarak, sohbet ederek, yavaş yavaş içmeyi severdi. Ölçüyü kaçırmazdı.

 Atatürk’ün Geçirdiği Rahatsızlıklar – Hastalıklar

Öncelikle şunu söylemeliyim: Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sağlam bir bünyesi vardı.

- Mustafa Kemal çocukluğunda sıtma haricinde, alışagelmiş çocukluk hastalıklarından başka önemli hastalık geçirmemiştir.

- Genç yaşlarında ise idrar yolları enfeksiyonu geçirmiş ve bu sonraları tekrarlayarak ileride sol böbreğinin enfeksiyona sebep olmuştur.

- 1911-1912 Trablusgarp savaşında çok şiddetli bir göz enfeksiyonu geçirmiş, gözü şişmiş, kanlanmış ve kapanmıştır. (Burada zorlukla ikna edilerek hastaneye tedaviye gönderilmiştir)

- Anafartalar savaşının sonlarında, 1916 yılında, İngilizlerin yarımadayı boşaltmalarından bir ay evvel, Mustafa Kemal'in ateşi yükselmiş ve bir akciğer iltihabı ile yatağa düşmüştür.

- 1918 yılı sonlarında Yıldırım orduları komutanı iken böbrek ağrıları başlamış ve hekimlerin önerileri ile Viyana ve Karlsbad kaplıcalarına tedaviye gitmiştir.

- Mustafa Kemal Samsun'a ayak basar basmaz yeniden başlayan böbrek ağrılarını dindirmek için Havza'ya giderek 25 Mayıs-12 Haziran 1919 tarihleri arasında kaplıca kürü almıştır. Bu arada tekrar sıtmaya yakalanmış olan Atatürk'ün 2.İnönü Savaşı'nda sonra, 1921 Nisan ayında sol yanağında büyük bir çıban çıkmıştır.

- Aynı yıl Ağustos ayında ise attan düşerek üç kaburgası kırılmıştır.

- 1923 senesinde de ufak tefek kalp rahatsızlıkları geçirmeye başlamış, bu rahatsızlıklar 1924'de iki kere tekrarlamış ve 1927'de infarktüs şeklinde ortaya çıkmıştır.

- 1936 Kasımı ortalarında bir gece geç vakit bahçeye çıkarak üşütmüş ve ciğerlerinde kan toplanması ile oluşan ve yüksek ateşle seyreden bir hastalık daha geçirmiştir.

Ve Atatürk’ün Son Hastalığı, Ölüm Sebebi: Karaciğer Atrofik Sirozu

- 1936 senesi sonlarında Atatürk'ün genel durumunda bir düşkünlük, bir halsizlik başlamışsa da henüz Ata'nın sağlığından ciddi bir şikâyeti olmamıştır. Ancak 1937 başlarında görülen ve sık sık tekrarlayan burun kanamaları, karın ve bilhassa bacaklardaki kaşıntılar gibi belirtiler kısa zamanda sonun başlangıcı olarak ortaya çıkmışlar ve böylece başlayan o amansız hastalık (karaciğer atrofik sirozu) ölüm nedeni olmuştur.


                                                               
SON...

Metal Militanı 25.10.2009 13:38:07
Atatürk'ün bilinmeyenlerinden önce gelen şey Atatürk'ün bize bıraktığı emanettir... Tarihi, dünyayı kırmızıya boyayan Türkler nedense davullu zurnalı 50 tane çapulcuyu kırmızıya boyayamıyor?..

Atatürk sen rahat uyu, hala emanetini düşünenler ayakta...

€.3.R.U 25.10.2009 13:43:02
Atatürk'ün bilinmeyenlerinden önce gelen şey Atatürk'ün bize bıraktığı emanettir... Tarihi, dünyayı kırmızıya boyayan Türkler nedense davullu zurnalı 50 tane çapulcuyu kırmızıya boyayamıyor?..

Atatürk sen rahat uyu, hala emanetini düşünenler ayakta...

Evet, çok haklısın aslında..  Üzgün

Keşke bunu 1 hafta önce söyleseydin, bu ödevi cuma günü teslim ettim, dediğini yazsaydım çok iyi olurdu..
  Üzgün

casualty.girl 26.10.2009 17:47:13
Evet, çok haklısın aslında..  Üzgün

Keşke bunu 1 hafta önce söyleseydin, bu ödevi cuma günü teslim ettim, dediğini yazsaydım çok iyi olurdu..
  Üzgün
ödeve mi yazcan ya:) gülüyorum ama içim kan ağlıyor bu arada atanm enginarı çok istemiş yemeyi ama yiyememiş ya çok kötü Üzgün

€.3.R.U 27.10.2009 15:33:37
ödeve mi yazcan ya:) gülüyorum ama içim kan ağlıyor bu arada atanm enginarı çok istemiş yemeyi ama yiyememiş ya çok kötü Üzgün

Evet onu da duydum Üzgün

Jeff_Hardy 13.12.2009 18:25:53
paylaşım için teşekkürler +1

€.3.R.U 14.12.2009 15:19:47
paylaşım için teşekkürler +1

Sağol Hakan..Gülümseme

3 sene sonra bu senin işine yarayacak..Kahkaha


Sayfa: [ 1 ]