|
||
Sahneler de biz. İki yabancı. İki bir…
Yazdan kalma bir sevinçle seviyorum artık seni. –öyle üzeri tozlanmış-... Sen ise, kocaman bir valizle, ayaküstü gitmeye hazır seviyorsun. –öyle gel git'li yani-. Tıpkı hayat gibi seviyoruz artık birbirimizi. Maskeli, ayaküstü, alelacele, gitmeye yakın. Bu yüzden mi açım ben sana? Bu yüzden mi açım ben gülüşlerine? Kimseye söyleme, bilmesinler; valizinde taşıdığın kaprislerimi… Bu sefer ağır geldin hayat. Bu sefer fazla… Dolma artık içime, istemiyorum. Uzayan yolların, büyük engellerinde umurumda değil. Adım da atma bana, sana gelmem için. Batıyorsun, için için. Ne martıların bir anlam veriyor, ne de İstanbul'un adaları. Çay yanındaki kurabiyelerinde umurumda değil. Al işte vazgeçiyorum. Eğer bu dibe vuruş ise, evet dibe vuruyorum. Aynadaki ben, içimdeki bana karışıyor. Sen hayat, karışma bana. Dokunma, kulağıma sesini de fısıldama. Bu benim dibe vuruşum. Acı da benim. Sevdalım da… |
||
|
||
| sağol ablacım +1 | ||
|
||
Tesekkürler canım
|
||